İyi ki Varsın Can Dündar
Pazar, 20 Eylül 2009 14:15
Yazan: Cem Şancı
Geçen evde oturmuş, elimde bir bardak baileys'li çay, yanımda biraz nutella, ağzımda ballı puro, ortamda da Def Leppard'ın 90'lardaki hitleri çalarken ve son romanım Yağmur Yağmur'un finalini yazarken, bi arkadaş aradı, "Abi yetiş, hemen Haber Türk'ü aç," dedi."Ne oldu," diye sormama fırsat vermeden nedenini da açıkladı. "Can Dündar'ı karısını aldatırken yakalamışlar!"
Derhal elimdeki tüm işi gücü bıraktım hemen gazetenin sayfasını açtım.
Ya'Rabbim, on senedir beklediğim o müjdeli haber nihayet karşımda duruyordu.
Can Dündar ile seksi, esmer, genç bir kız... Su Samuru isimli bir minik teknenin içinde, kıyıdan ayrılmak üzereyken, diz dize oturmuş, dudak dudağa öpüşüyorlar.
Hayatım boyunca içimin yağlarının bu kadar eridiğini hissettiğim bir an daha varsa o da "Ben evlenecek bir koca arıyorum author, ben zamanımı bu ilişkiyle harcayamam, ben evlenmek zorundayım, anneme, babama, aileme, çevreme, Muhlise evde kalmış dedirtmem, dedirtemem! Ben otuzuma geldiğim gün anne olmalıyım. Bunu ya senle beraber yapıcam, ya da sensiz annıyor musun, ya senle ya da sensiz. Artık titre ve kendine gel, adam gibi adam ol, bırak bu serseri hayatı," diye diye götünü yırtan sikko beyinli eski sevigililerimin koşa koşa gidip adamın biriyle evlenip acele acele çocuk yaptıktan iki sene sonra kucağında bebesiyle kocasından ayrılıp, "mutlu değilim, mutlu değilim, böhüüe mutlu değilim," diye anırarak ağlamasına şahit olduğum anlardır.
Evet, Can Dündar sadece birkaç gün önce bir kızla dudak dudağa öpüşürken yakalandı. Ve hemen ardından köşesinde bir yazı kaleme aldı. Yazının ana fikri kısaca, "bu benim hayatım ve kimseyi ilgilendirmez"di...
Şimdi bu çıkış üzerine Can Dündar'a buradan bi mesaj yollamak istiyorum.
Mesajım kısaca şu: "Yeeakyeea!"
Can! Her bulduğu yere sulugözlü şiirler yazıp duran, aşkın, evliliğin kutsallığının, karısını ne kadar çok sevdiğinin bitmek bilmez anlatıcısı Can!
Devrik cümlelerle romantik adamı oynayıp da ekranın karşısında seni izlerken sokaktaki öküz adamlardan, kamyonculardan sıtkı sıyrılmış varoş kezbanları hayranlıktan hayranlığa sürükleyip milyon dolarlar kazanan Can!
İnternette hergün hayranları tarafından yazdığı şiirler, manzumeler, ezber aşk-meşk klişeleri ile dolu vıcık vıcık metinleri elektronik postalarla bütün ülkeye yayılan; ününün, şöhretinin, hayranlarının büyük bölümünü internette onu takip edip, yazdıklarını birbirine gönderen ezbere aşk şapşalı internet kullanıcılarına ve internet mecrasına borçluyken, gerçek yüzü ortaya çıkıp da, karısını aldattığı anlaşılınca yazdığı özrü-kabahatinden-büyük açıklamasında ona verip veriştiren, alaya alan internet kullanıcılarını çoluk çocuk olarak tanımlayan Can!
Buraya bak Can!
Seninle görülecek hesabımız var güzel yavrum. Dugygusal çocuk seni. Aşk adamı seni. Tatlı çocuk seni...
Yıllarca senin yüzünden çektiğimiz işkencenin farkında mısın Can?
Bir böcek sürüsü gibi çevremizi saran okurlarının bize çektirdiği işkenceden, hayatalarımıza, yaşamlarımıza nasıl tecavüz edip, bizi nasıl taciz ettiğinden haberdar mısın Can?
O, senin bile uygulamadığını anladığımız gazlı metinlerini okuyup okuyup saçını başını yolarak ben de böyle bir aşk istiyorum diyerek hayal dünyalarına dalıp kendini pembe peri masallarında sanan salak kızların bizi nasıl götümüzden sikilmişe çevirdiğini biliyor musun Can?
Peki, lisedeki gençlik günlerimden beri kaç şapşal kzın bana senin metinlerinle, şiirlerinle geldiğini, bana seni örnek almam ve senin gibi olmam için baskı yaptığını, senin gibi olmadığım sürece "adam gibi adam" (Bu ne lan? Adam gibi adam olmak ne lan, götünü siktiğimin gerizekalı kızları!) olmayacağımı söyleyip söyleyip hayatımı kabusa çevirdiğini, güzelim sevişmelerimizi, haz dolu gecelerimizi, şehvet inlemeleriyla kaplanmış güzelim ilişkilerimizi senin çizdiğin temelsiz, desteksiz hayallere kurban ettiklerini bilir misin Can?
Şimdi anladık ki, aslında sen de Author gibi, güzel kadın tutkunu, bedensel aidiyete değil, gönlünden geçene kaptırıp giden bir aşk adamıymışsın.
Sakın seni yerdiğimi, beğenmediğimi düşünme. Aksine istediğin kadınla sevişmeni, dilediğin bedene dokunmanı en çok alkışlayacak insan benim. Senin o yazılarındaki boynu bükük, sadık aşk çocuğu olmadığın ortaya çıktığında seni en çok anlayan, sana en çok aferin diyen bendim Can.
Ama sen niye bunca yıldır hepimizin hayatını kabusa çevirdin?
Neden bunca yıldır bu kadar sabi, sübyan, şapşal beyinsiz kızın ve gerizekalı anne kuzusu oğlanın aklını karıştırıp da içgüdülerinden uzaklaşarak ezbere aşklar yaşayan klişe robotlara dönüşmelerine neden oldun?
Neden yaptın bunu Can?
-Abi çünkü para kazanmak zorundaydım.
-Çık dışarı.
Gerçi Can'a da kızamıyorum. Çünkü benim hayatımda çok önemli bir rol de oynadı. O olmasa, aptallıklarını, gerizekalılıklarını kolay kolay fark edemeyeceğim pek çok insanı hayatıma yanaştırmamamı sağladı Can.
Yazdığı o şiirleri, o aşk metinleri, o sulugözlü romantizm cümlelerini, sadakat yaygaralarını getirip önüme koyan herkesi tek tek eledim hayatımdan. Onun sayesinde bu insanlarla uğraşmak, kafamı yormak zorunda kalmadım. Can benim için her zaman bir gerizekalı süzgeci oldu ve ilk başlarda, saftorik gençlik günlerimde biraz terörize olduysam da, sonraki yıllarda onun sayesinde huzurlu, mutlu, dokumanın değerini bilen, aşkın tadını almış güzel kadınlar tanıdım.
Bana hesap sormadan benimle sevişen kadınlar sevdim. Annesinin, babasının, çevresinin, komşusunun hakkımda ne düşüneceği fikri ile değil, benimle sevişen kadınların ruhuma enjekte ettiği o dolu dolu aşk iksiriyle hep mutlu yaşadım.
Ve bunlar hep Can Dündar sayesinde oldu. O eğer, o metinleri yazmasaydı ve etraftaki bunca beden tapulamacı, adam tasmalamacı, ten sadakatçisi, evlilik müptelası aşk düşmanı insanı radyoaktif solüsyon yemiş kanserli hücreler gibi ışıl ışık parlatmasaydı, bedenime, erkekliğime, ruhuma bir sürü gerizekalı kız sızacak, hayatıma kanser hücreleri gibi yayılacaklardı.
Teşekkür ederim sana Can.
Hatta sana minnetarlığımı ifade edebimek için tam da senin hayatımıza pompaladığın o ezbere romantik dille teşekkür etmek istiyorum: "İyi ki varsın Can Dündar."
| Yorumlar |
|
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|