Cuma, Eylül 03, 2010
   
TEXT_SIZE

Gece Yazıları

Salmakis'in Şerefine!

 

Yazan: Ardagül Yıldız
Eceliyle demiş yargısızca. Biz de saygı duyduk zamana ve bazen önünde diz çöktük. Fakat ben tanıklarımı öldürdüm. Geçen günlerin adresine birer çelenk gönderdim.

Devamını oku: Salmakis'in Şerefine!

 

Faili Meçhul Hakikat

Yazan: Ardagül Yıldız

En cesurdun, oysa şimdi içinle sarmaş dolaş bir kuşku. Benimse kokun sinmiş bir yalan hep hatıramda. Özlemek neyse işte. Zamanda yol aldıkça uzaklaştığı birinin sarkacına asmış kendini. Şiirleri gençliğine, masallarıysa çocukluğuna hapseden neyse işte hepsi bu içinde son kalan.

Garip arzuları vardı ve bazen onlara inanmazdı bile. İnanmak ile inanmak istemek arasında bir ayrım varsa eğer vardığında artık çok geç olacaktı. İçinden geçmiş istemek, öyleyse ihaneti de kendine olsun.

Hainim ben. Beklediği yerde usulca ölen bir ihtiyardan alacağım var. Şehrin tüm güvercinlerine yem vermek istedim. Ama bazı bazı meydanda değil... Yoluma birden bire çıkan bir tesadüf ve orada barındırdığı güvercinler mesela. Yem satanlardan izinsiz besleseydim onları, sanki bir avuç semayla takas yaparmış gibi olacaklardı. Bense yalnızca uzaklaşmak zorundaydım. Bırak gideyim varacağı yere. Giderken içimden geçmişti istemek, öyleyse benim için de bir şey dile. Kavuşamadığın en mahrem arzun olsun. İnansaydın keşke yalnızlık bile utanırdı kendinden. Yazık. Çünkü senin çölünde aşk, benim kaybettiğim bir serap.

Derininde aşina bir kuşku, yokluğa dair, sır katibinin mısrasına ansızın düşen. Kimden saklandığı meçhul bir son, alnındaki çizgiden yürüyebildiğin kadar işte. Kör şafağın gecesine saklı küçük bir düş gibi geç ardımdan.

Gidenler avuçlarındaki özlemi azat ettiğinde, kim bilir belki yolunu kaybedip sen de geriye dönersin. Olur da bir hatrında nefes alamazsan, cehenneme yanlış gelmişsin. Çünkü biz günahkarlar yaşarken çok sevmiştik.

Şimdi kaybolmuş bir korsan kadar dolan bir başına. Liman da çaresiz, balık da.
Hangi rüzgara tutunduysa bilinmez, bir daha geri dönmedi. Tanık birkaç sahil vardı ya neyse, bir daha asla benim de yolum düşmedi.

Sonra melekler kahvesine gittim, kimse inanmaz. Gaipten ölüm kartını seçince bir kış anısıyla göz göze gelen ben değil miydim? Kahin korkmuştu. Ben de çaresiz gülümsedim sözlerine. Her gün keşke yeni bir başlangış olsaydı dedim içimden. Vakit alınır mıydı dediğimden, bilmem ama bu acil lütfen. Tüm ulakların yapışıp yakasına, gerçekliğinden habersiz yine de beklerdim. Daha sonra öğreneceğim ki herkes birgün gider.

Ardından geçtiğin sokaklara verilmiş ismi, bir yaz yağmurunda silinir. Kimse fark etmez, şehrin belleğinde usulca kaybolur hikayen.

   

Bir Küçük Sır

 

Yazan: Ardagül Yıldız

‘Yok’ diye sayıklamış son sözünde güya. Körkütük sarhoş anlaşılan. Üç vakte kadar önce yalvarırken yalnız bırakıldığı işte o meçhul an. Sırılsıklam yangınmış oysa.

Devamını oku: Bir Küçük Sır

   

Sahipkıran Yalnızlığın Tarihçesi

 

Yazan: Ardagül Yıldız

Senin için ilahi adaletin peşinden sürüklenen bir masal kahramanı yaratacağım. Nihai sonu benimkine benzemeyecek.

Devamını oku: Sahipkıran Yalnızlığın Tarihçesi

   

Bundan Böyle Tüm Dualist Formların Canı Cehennemeydi

 

Yazan: Ardagül Yıldız

Cehenneminden bir kibrit çakmış, ateşte durum hep berabere. “Mağlubiyet, en güzel sevgi sözcüğüdür” demiş biri. Diğeri kazandığına üzülmüş. Sonra ben, renklerin bu sahici tablodan yavaşça akıp gittiğini fark ettiğimde elimdekinin eski bir fotoğraf olduğunu anlamıştım. Ah gördük ki geçmiş, sırtlandığı tek yükümlülüğü yere yavaşça bıraktığında yine de kimsenin kalbi hafiflememişti.

Devamını oku: Bundan Böyle Tüm Dualist Formların Canı Cehennemeydi

   

Sayfa 1 > 2

Ardagül Yıldız