Gümüş Eyer
Salı, 19 Ocak 2010 11:39
Yazan: Şenol Sert
Bulutlu bir öğleden sonra, atıştıran yağmurun camda süzülen damlacıklarına bakarak iç geçiriyorum. İçim gri, dışım gri. Rüzgârda savrulan ağaçların dansı ile büyüleniyorum.
Zihnim, tepelerin arasında uzanan sisli bir vadi gibi, beyaz bir karanlığın içinde kalmış. Uyuşturan bir ürperti beni avuçlarına alıyor. Zamanın yavaşladığını, duyularımın donuklaştığını, bedenimin hissizleştiğini fark ediyorum. Ben artık bir çocuk değilim değil mi? Büyüdüm ben, bir işim var, bir çocuğum var. Yollarda biriken su gölcükleri üzerinde, rengârenk yağ birikintileri oynaşıyor. Kediler kapı önlerinde toplanmış, çaresizce girip çıkanlara bakıyor. Önümdeki pencereden gördüğüm bu dünya, bu çerçevede içinde, öylece karşımda duruyor. Pek çok şeklin ve rengin oluşturduğu bu desenin, benim varlığıma olan ilgisizliği gerçekten akıl dışı. Gözlemleyen benin, yorumlayan benin ve dile getiren benin bu görüntüye kendini kabul ettirme çabası ise gerçekten hüzünlü. Bir daha geriye dönemem değil mi? Oyun çağım geride kaldı. Çaresizce bu dünyayı tekrar üretmem gerekiyor. Bu, benim için dünyanın ilgisizliği ile başa çıkabilmenin tek yolu. Benim bu dünyanın anlam uzantısına tutunabilmem ancak onu kendime dönüştürmekle mümkün. Kendimi onun şekli üzerine, renkleri üzerine tekrar kurmalı, suyu içine çekerek yumuşayan toprak gibi, benliğimi onun hamuru ile şekillendirebilmeliyim. Esen rüzgârın üzerimden kayarak, bedenimin desenini havanın içine çizmesi ve benim bu rüzgârı içim çekerek ondan can bulmam. Büyümem için içimde kaç çocuğun ölmesi gerekti acaba? Bu seri cinayetlerin vicdanımıza yaptığı eziyetle mi kazanıyoruz, suçluluk denen yetişkinlik bonusunu. Taşın, ağaçların, kedilerin ve yerlerde göllenmiş su birikintilerinin bu tabloyu oluştururken meydan getirdiği bağlantılar, belki de benim onlara bakarken çıldırmamamın tek nedeni. Onları birbirine anlam örüntüleri, duygusal düğümler ve geçmişimin desenleri ile düzenliyorum ister istemez. Eğer geçmişimin beni bugüne taşıyan uğrak noktaları farklı olsaydı, şüphesiz onların duyumlarımın tuşlarına dokunarak çıkardıkları ezgi bambaşka olacaktı. Ama bu demek değildir ki ortaya çıkan resim sadece bana bir şeyler anlatır ve bunu bir başkası anlayamaz. Çünkü birbirimize nerde başladığı ve nerede bittiği belli olmayan sınırlarla bağlıyız. Aynı coğrafya içerisinde yer alan rastlantısal topografik oluşumlar gibi, hem farklı hem de aynıyız. Kendimi kendimden kurtarıp bir çocuk şarkısındaki hesapsız basitliğe ve ölçüsüz coşkuya kaptırmalıyım. Yetişkinlik adasının Robinson’u olmaktansa düşlerin prensi Peter Pan olmayı yeğlerim. Evren önümdeki pencereden açıyor kendini gözlerime. Bulutlu bir öğleden sonra, aklı ve duyguları ile ona bakıp, anlamını çözmeye çalışan bir benliğe kendini sunuyor. Tanrım! Kendim olmaktan başka ne yapabilirim. Seçeneksizliğimin kesinliği karşısında çaresizim. Önümdeki en büyük engel kendimim. Yaşamamın yegâne enstrümanı işte bu vücut, işte bu akıl. Bu dünyanın nasıl göründüğü, ancak gerçekten nasıl göründüğü aslında bir muamma. Bu gördüğüm benim dünyam, camdan süzülen damlaların kıvrılarak yol alması ve esen rüzgârla birlikte çöplükten savrulan bir poşetin çılgın dansı, tüm bunlar içimdeki tiyatro sahnesinde rol bulmakta hiç de güçlük çekmiyorlar. Saçlarımı okşayan ellerin sıcaklığı ile uyumuştum, yatağımdan fırlayarak kendimi soğuk yerde bulduğum o gecede. Sonsuz bir koruma vaadinin güvencesine sığınmıştım sessizce. En büyük gizem gizli kapaklı olmayan, gün gibi aşikâr olandır. Duyumlarımızın alışkanlığa teslimi ile hissizleşmesi, gözlerimizin, kulaklarımızın nasırlaşması, gizemin varlığını inkâr etmez, sadece onu görmezden geldiğimiz anlamına gelir.Bulutların gri tonlarında, akşamın yaklaşması ile mordan kızıla doğru bir renk paleti oluşmaya başladı. Pencerenin perdelerini çekerken içime açılan evrenden uzaklaşarak, günlük bedenimin içinde tekrar doğuyorum.
| Yorumlar |
|
Powered by !JoomlaComment 4.0alpha
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Şenol Sert
- -