Cuma, Eylül 10, 2010
   
TEXT_SIZE

Köşeli Yazı

Mutfak Romansı

Yazan: Şenol Sert

Dolaba yerleştirdiğim bir dizi biraya şefkatle bakıp kapıyı bırakıyorum. Kapı kendiliğinden büyük bir yumuşaklıkla kapanıveriyor. Radyodan çalan müzik o kadar güzel ki usulca kapanan kapıya büyük bir hayranlıkla bakakalıyorum.

Devamını oku: Mutfak Romansı

 

Grotesk Üzerine

Bazıları karıncaların aslında bireysel olarak değil bireylerden oluşmuş bir organizmanın bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyler.  Yani karınca kolonisinin tamamı bir büyük canlı olarak tanımlanmalıdır. Tek başına bir koloni üyesi o türü inceleyip onlar hakkında karar vermek için yeterli değildir. Bütün ve parça arasındaki ilişki hep sorunlu olmuştur. Bütünün parçaların toplamından daha fazla bir şeyi ifade ettiği iddiası bazı psikolojik kuramların çıkış noktasıdır.

Devamını oku: Grotesk Üzerine

   

Bağdat Pilleri

Yazan: Şenol Sert

Bilimin, birbiri üzerine konan tuğlaların meydana getirdiği bir kule gibi giderek yükselen bir mimariye sahip olduğu herkesin kabul ettiği genel geçer bir savdır. Buna göre öncelikle temel kurallar ortaya konur, sonra bu kurallar kullanılarak daha karmaşık çıkarımlar yapılır ve bir başkası bunlara dayanarak yeni şeyler söyler ve böyle sürüp gider.

Devamını oku: Bağdat Pilleri

   

İmgesel Karabasan

Yazan: Şenol Sert

Kendi imgelemim içinde dönüp dolaşıp duruyorum. Yamaçtan yuvarlanan taşlar misali hep düşüp duran çıkarsamalar üretmekten başka bir şey yapamıyorum. Kelime dizileri içerisinde arayıp durduğum nedir benim? Bir yüz. Bir yüzün verdiği izlenimlerin çetelesini mi tutuyorum yoksa. Ya da, bir jest, bir ses, belirsiz ve acı verici tonlamaların günün sonuna dek içimde yankılandığı. Kelime öbekleri içimde pişip de söze döküldüğünde dumanı tüten somunlar gibi koksun isterdim.

Devamını oku: İmgesel Karabasan

   

Taşların Fısıltısı

Yazan: Şenol Sert

Taşlardan yükselen fısıltılar bir şeyleri anlatmaya çalışıyor. Her şeyden önce yıkılmış duvarların birer parçası olarak varlar orada. O taşlar üst üste konduğunda içlerinde yaşamak isteyen insanlarla birlikte başlamışlardı yeni hayatlarına. Oysa şimdi o insanlar yok, taşları rüzgârın, yağmurun, güneşin insafına bırakıp gitmişler. Taşlar siyasetten, dinden, milletten pek anlamıyorlar. Onlar şimdi doğadan kopup insanlarla ortaklık yapmanın bedelini ödüyorlar.

Devamını oku: Taşların Fısıltısı

   

Sayfa 4 > 6

Şenol Sert