Bacakların Saldırısı
Perşembe, 22 Ekim 2009 22:51

Yazan: Barış E. Alkım
Hadise’li Penti reklamında (Penti’ni göster!) gördüğümüz üzere, dünyada Beyonce ve Rihanna’yla yayılan uzun, kalın ve estetik kıvrımlardan yoksun sopa (soba?) bacaklı kadın akımı nihayet ülkemize kadar vardı.
Muhtemelen eskimiş futbolcuların belden aşağısını kesip incebelli kadınlara nakletmek suretiyle üretilen bu mitolojik varlıklar ortada gezindikçe podofobi (bacak korkusu) diye bir illetin ülkemizde domuz gribini alt ederek bir numaraya yerleşmesi an meselesi diye düşünüyorum.
Delany’nin bir kısmını 60’ların İstanbul’unda dolaşırken kaleme aldığı şaheseri The Einstein Intersection’ı okuyanlar bilir, (Türkçeye Einstein Kesişimi diye çevrilmişti) romanda Lobey adında mutant bir karakter vardır. Genetik saflığını yitiren insanların değerlerini, hatta Orfeus miti gibi efsanelerini yaşatmaya çalışan mutantlardan biri olan Lobey, zihinlerdeki müzikleri duyup bıçaklarının kabzasına oyulmuş flütlerle mükemmelen çalabilmektedir. Lobey, kendi fiziksel yapısını anlatırken belden yukarısının sıradan bir insanınkinden neredeyse farksız olduğunu, ancak bacaklarının iki katı kalınlıkta olduğunu belirtir. Bu şarkıcı şürekasını televizyonda her görüşümde acaba mutasyon çaktırmadan geldi de insanoğlunun mirasını geleceğe taşımak bunlara mı düştü diye merak ediyorum.
Peki, ben medyadaya maruz kalmaktan çarpılmış bir estetik anlayışıyla New Model Army’nin Ballad of Bodmin Pill’inin sözlerini okusam; o dehşetle her sözcüğü kendi bağlamından, mecazi anlamından, ironisinden ve eleştirisinden soyutlayıp “düz” anlamıyla (ya da öküzgözüyle veya birkaç kadeh Öküzgözü’yle) pekala mutant marşı bu demez miyim?
“Nasıl da dans ediyoruz bu ateşle, çünkü budur tek bildiğimiz
Sahne ışıkları bize döndü mü, elimizden geleni esirgemeyiz
Bizler kayıbız, sakatız, zayıfız, ucubeyiz
Bu dünyanın gerçek mirasçıları bizleriz”
Hımmm. Gördünüz mü komplo teorisini?
Bacak demişken, canlıların uzuvları dendiğinde anormalliğin simgesi sayılabilecek yegane şey üç bacaklı olmaktır herhalde. Dört bacaklı olup da sonradan kazayla bir bacağını (ve normalliğini) yitiren birçok hayvan vardır mesela, onları konu dışı bırakıyorum. 90’ların başında bunlardan biri Boğaziçi’nde Güney Kampüs’ün simgesiydi ve adı da çok münasip bir şekilde Tripod’du. Severdim.
Aslen biyolog olan H.G. Wells de muhtemelen canlıların fizyolojisiyle çoğu kimseden daha içli dışlı olduğu için War of the Worlds’de (Dünyalar Savaşı) Marslıların dünyaya kah ışınlarla kah saldıkları zehirli kara dumanla dehşet saçan ve insanları avlayan dev makinelerini (Tripod’ları) üç bacaklı olarak düşlemişti. Zira kendiliğinden üç bacaklı olan bir varlık doğal, normal ya da “dünyevi” değildir. Üç bacak üzerinde yürümek bile simetriye alışmış bizlerin kolay kolay hayal edemeyeceği bir denge sistemi gerektirir.
Bir de başka türlü üçbacaklılık var ama bu konuyu Fanzinci.com’un haberler kısmındaki “Afrika’nın Nüfusunda Patlama Yaşanacak” haberine heyula gibi bir zenci resmi koyup da Facebook’tan duyururken “Kaçın geliyorlar” başlığını atarak subliminal mesaj veren kimse o açıklasın.
| Yorumlar |
|
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Barış E. Alkım
- -