Cuma, Eylül 10, 2010
   
TEXT_SIZE

Türkçe Siyaset

Vizyondakiler

Yazan: Alper Pala

Nisa Suresi 119. ayette, “anlamını bilmeden okumaya sevketmek”ten bahsediyor yaradan. Şeytan, lanete uğradığı sırada öyle söylemiş Allah’a... Zart diye düşündüm okurken; bugün toplumun büyük yüzdesi şeytana mı uymuş vaziyette?

Misal camide hoca Kur’an okuyarak mirastan bahsederken, arkalardan biri “Alaaah!” diye bağırıyor. Niye Allah diye bağırıyor? Mirası duyunca ağzının suyu aktığı için mi? Hayır... Arapça okuyan müezzinin sesi güzel olduğu için.

Elbette mana içinde mana vardır Kur’an’da diyerek; anlamını bilmeden okumaktan kasıt, olayları okumak diye karşı da çıkabilirsiniz. Tartışma içinde tartışmadır, orada kaybolmayalım.

Bir yanlış anlaşılma olmasın; yazının konusu Türkçe ibadet değil. O konuda dersimi aldım çok önceden. Bir internet sitesinde konuyla ilgili yazı yazmıştım, %100’e yakın oranda insanlar, beni kafir ilan etmişlerdi; Allah kelamının anlaşılması gerektiğini savunduğum için. Onların penceresinden bu durum, Allah kelamını değiştirmek manasına geliyormuş. Nasıl ki lütfedip İngilizce, vs öğreniyorsak, bi’ zahmet Arapça da öğrenmemiz gerekiyormuş manasını kavramak için. Hadi kendi adıma bunu kabul ettim diyelim. Arapça kursuna gidecek zamanım olmamasına rağmen param var. Gel gör ki bırak İngilizce’yi, Türkçe’yi konuşmakta ve hatta anlamakta zorlanan insanlar var. Ve onlar çoğunlukta. İslam ki azınlığa değil, çoğunluğa (mümkünse bütün insanlara ve hatta alemlere) gönderilmiş bir din. Ve çoğunluk tarafından anlaşılması gerekiyor. Neyse ne... Artık 20’li yaşlarım geride kaldı. Geriden gelen 20’likler savunsun bizim bıraktığımız yerden...

Din benzeri bir durum da referandumda var. Dikkat ettiniz mi; evet ve hayır kampanyası yapılıyor refeandum ile ilgili ve fakat insanlar neye evet ve neye hayır diyeceklerini bilmiyorlar. Daha doğrusu azınlık biliyor da çoğunluk billmiyor. Henrik Ibsen geliyor adamın aklına “Azınlık bazen, çoğunluk her zaman yanılır!” diyor.

İnsanlar, taraftarı oldukları siyasi lidere göre, din misali, söylenenleri huşu içinde dinliyorlar. Made in Turkey Gandi diyor ki: Atatürk Türkiye’si tehlikede.

- Ankara’nıııın taaşına baaak... Gözlerimiiin... Yaaşına bak...

Tandoğanlı ve Kordonlu taraftarlar huşu içinde. Gözler yaşlı. Bir grup cumhuriyet sosyetiği, ağıta bakıp hayır oyu verecek.

Caddelerde dolaşan seçim otobüsleri tam tırtlatmalık.

- Hani benim Reeceeebim! Reeceebim; sarı lira vereceeeğim...

Diğer grup kahvehane kahramanı da türküye kanıp hayır oyu verecek. Arapça ibadetin Türk işi siyaset versiyonu.

Bir de RTE var; Radyo Televizyon Esprisi... Kenan Evren ile hesaplaşıyoruz diyo’... Ahı gitmiş vahı kalmış Kenan Evren kadar taş düşsün kafanıza. Diyarbakır Cezaevi’ni yıkıcaz diyo’... Halkın sorunu Diyarbakır Cezaevi’nin varlığı imiş gibi. İçindeki ruhu, işkenceci anlaşıyı yıkıcaz demiyo’, binanın kendisini yıkıcaz diyo’...

12 Eylül Anayasası’na, insanın temel haklarını ve hatta insan hayatını hiçe sayan orospu çocuğu bir anayasa diyerek küfreden bir kısım gerzek Kürt siyasiler ise referandumu protesto etmeleri için halkı ölümle tehdit ediyo’... Hatırlarsanız anayasal düzenin getirdiği sisteme dolaylı değil, direkt olarak (çocukluğumda yan apartmanımızın kapıcısı Burhan Efendi’nin bizi kovalarken kullandığı şekliyle) siktir çalmıştı Osman Baydemir “Hassiktirin diyoruz” diyerekten. Aç parantez, boykot da demokratik bir hak. Ve lakin işin içine ölüm tehditi girince, özrü kabahatinden büyük hikayesine dönüyor olay. Bilir misiniz o hikayeyi?

Uzak ülkelerden birinin padişahı, vezirini tehdit ediyor. “Sana 24 saat mühlet. Bana öyle bi’ şey yap ki özrün kabahatinden büyük olsun. Yoksa boynunu vurdurucam!” Vezir kafayı yiyor... Ne yapmalı, ne etmeli... En sonunda aklına bir hınzırlık geliyor. Ertesi gün padişah saray koridorunda yürürken, kendisinden pandik alıyor. Padişah “Ulan kimdir o deyyus! Bre zındık! Bi’ de vezir olacan! El deyyus-u ekber! El pezevenk bin daima!” diye atıp tutarken, vezir cevabı yapıştırıyor; “Pardon hünkarım; ben sizi valide sultan sandımdı!”

Konuya dönecek olursak; halkın referandumla ilgili görüşü ne? Birlikte dinleyelim:

- Tayyip güzel çalışıyo’. Ben evet diycem.
- Yetmez ama evet...
- Bence niyet önemli. Oyum evet.

Karşı olanlar:

- Atatürk Türkiyesi’ni kimselere yedirmeyiz!
- Tayyip ağzıyla kuş tutsa hayır.
- PKK ile görüşmüş galiba ha? Eğer doğruysa hayır!

Kimsenin bildiği yok; yeni anayasanın memura sendika hakkı verdiğinden ve fakat aynı memura grev hakkı vermediğinden...

Kimsenin bildiği yok; yeni anayasanın atamalarla yargı bağımsızlığını siyasi partilerin kontrolüne verdiğinden.

Tüm bunlar siyasi manada Arapça ibadetin Türkçe açıklamaları. Ve lakin bunları anatmanın zaman alacağını düşündüklerinden midir yoksa seçmen zekasına duydukları az güvenden midir bilinmez, müezzin işi siyaset yapıyorlar. Kimin sesi güzelse, referandumu o kazanacak.

Hükümet, yeni anayasayla birlikte sivilleşme sağlayarak asker sultasına son veriyormuş. Yahu; ihtilal yapacak asker anayasa mı dinler? Devrim kelimesi, devirmekten gelir. Bir şeyleri devirene devrim yapan derler. Halkla ilgili ne var yeni anayasada? Ses yok.

Milli hedef ne? Ses yok... Ha pardon ses var. TBMM eski başkanı Bülent Arınç, made in Turkey Gandi’nin taklidini yapıyor. İner misin, çıkar mısın?

Türkiye’nin problemi, hakkın büyükler tarafından verilmesinde. Hakkı halk bizzat alsa, kolayına başkalarına vermeyecek. Misal batı ülkelerinde halk, demokrasiyi bizzat savunur. Çünkü onu bizzat almıştır; kan dökmüştür. Bizde ise konu asker veya sivil olmak üzere büyüklere havale edilir. Niye? Çünkü demokratik haklar bize tepeden gelmedir. Bunun sağlaması ise bağımsızlıkla ilgili. Türk Halkı, bağımsızlığını bizzat kazandığı için, en ufak bir saldırıya büyük tepki verir. Hayatı pahasına yurdunu savunur. Siyasiler de bunu gayet iyi bilir. Halkın ne zaman neye tepki vereceğini, ne zaman ne şekilde güdüleceğini çok iyi bilirler.

Bülent Arınç’ın da Türk Halkı’na saygısızlık ederek işi şarlatanlığa dökmesi ve made in Turkey Gandi taklidi yapmasının alt mesajı şudur:

- Ey Türk seçmeni. Senin aklının erdiği şeyler var, aklının ermediği şeyler var. Askerlikse eyvallah. Ona aklın erer. Yeri geldiğinde gidersin, şehit olursun. Amma ve lakin konu hukuk olduğunda, senin bunlara aklın ermez. Senin adına ben düşünürüm; gerekirse kanun da yaparım. Sen işine bak. Senin görevin seçim zamanında evet demek. Sana bi’ şeyler anlatmaya kalkanların da, kusura bakma taklidini yaparım. Çünkü seni aydınlatmaya çalışanlara ne saygım var ne de sevgim. Çünkü özünde sana saygım yok!

Geçen aylarda saygın ekonomi yayınlarından birinde, kötü yönetici ile ilgili bir tanım okumuştum. Kötü yönetici, Mercedes kalitesindeki bir çalışanı Doğan gibi kullanan adama/kadına denir demişti; üst düzey ve başarılı bir yönetici.

Ara parafraf açalım; 1922’de nefes nefese kurtulan ve 1923’te yeni nüfus cüzdanı çıkar Türkiye Cumhuriyeti, aradan geçen 87 senede, azımsanamayacak kadar ülkeyi geride bıraktı. Çok değil; 2 – 3 nesil önceki insanların gıptayla baktığı Avrupalı devletlerin birçoğunu gelişmişlik olarak geride bıraktı. OECD verilerine göre Türkiye, bugün dünyanın en büyük 16. ekonomisi; 3 darbeye rağmen, doğal kaynaklarının kıtlığına rağmen, Kıbrıs sebepli izolasyona rağmen, ulusal ve uluslararası ekonomik krizlere rağmen, teröre rağmen, vs vs vs... İşin ilginç tarafı bu değil. İşin ilginç tarafı, Türk Halkı’nın buna şükretmemesi. Bugün halkın arasına karışıp dinlerseniz, kendisini Almanya, İtalya, Japonya vs gibi ülkelerle kıyaslamaz. Herkesin hedefi ABD’dir.

“Amerika kim ki? Biz 7 düveli yenmişiz; ABD gelirse o da boyunun ölçüsünü alır! Teknolojileri olmasa, karada pataklarız! Biz niye Amerika gibi uçak yapamıyoruz; istesek yaparız! Bizim başbakan da ABD başkanı önünde bacak bacağa atsın! Adamlar topu topu 3 asırlık tarihe sahipler! Bir zamanlar Amerika, Osmanlı’ya haraç veriyormuş deniz ticareti yapabilmek için!”

Yukarıdaki tepkili ifadelerin sebebi, her ne kadar bilinçüstünde olmasa da bilinçaltında süper güç bir imparatorluktan geliyor olmamızda yatıyor. Türkler bunu gurur yapıyor. O gururla; İsrail Heron isimli uçakları vermediğinde, şip şak insansız uçak yapılıyor. F-16’ların elektronik sistemlerini geliştiren mühendisler çıkıyor ortaya. Sonra her ne hikmetse “Vay biz niye bu sistemleri geliştirdik ki?” diyerek bunalıma düşüyorlar ve intihar ediyorlar; o ayrı... Hükümetin İran politikasına destek verenlerin veya Ahmedinecat’ın dış politikasını takdir edenlerin sahip olduğu bilinçaltı da aynı bilinçaltı: Süper güç yapıdan geliyor olma durumu. Hatat bazıları, Türkiye’nin uzaya çıkması gerektiğini söylüyor. Her işimizi hallettik; terördü, ekonomiydi, teknonojiydi, uzayımız kaldı. Ama Türk Halkı bunu hayal ediyor. Hayal ediyordan öte, arzuluyor.

Ve böyle bir halkı motive etmek varken, Mercedes marka otomobili Doğan gibi kullanıyorlar. Bu bakımdan; anlaşılmaz siyaset yaparak din simsarı misali taraftar toplamaya çalışanlara karşı, AKP’sinden CHP’sine halkı salak yerine koyan salaklara karşı, onların anlayacağı dilden, Nisa Suresi 119. ayete atfen, Allah’ın emridir diyerek, sağlı sollu hayır demek lazım referandumda.

Devam edecek...

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Başlık:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
arif   |62.248.31.xxx |2010-08-20 16:05:46
bunu facede paylaşmak güzel olurdu
doğu   |95.10.230.xxx |2010-09-02 03:32:27
ibretlik bir hikaye

3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Mutantlar

Forumdaki Mesajlar

in Fanzinci Çizgi Romanları by Berk Ergin, 10-09-10 23:06
in Fanzinci Çizgi Romanları by Ryu Hayabusa, 10-09-10 23:04
in Fanzinci Çizgi Romanları by Berk Ergin, 10-09-10 23:04
in Fanzinci Çizgi Romanları by ozanca2, 10-09-10 22:57
in Fanzinci Çizgi Romanları by Darkruse, 10-09-10 22:57
in Fanzinci Çizgi Romanları by Berk Ergin, 10-09-10 22:56
in Fanzinci Çizgi Romanları by Berk Ergin, 10-09-10 22:55
in Fanzinci Çizgi Romanları by ozanca2, 10-09-10 22:53
in Fanzinci Çizgi Romanları by Ryu Hayabusa, 10-09-10 22:51
in Fanzinci Çizgi Romanları by Berk Ergin, 10-09-10 22:49