Nerde O Oyunlar

Oyun dendiğinde aklınıza önce bilgisayar oyunlarının geldiğini biliyoruz, ama sırf böyle diye eski oyunları oturup da buğulu gözlerle maziye gömecek değiliz. Wolfenstein'da ortalığı yara yara dolaşmak, CM' de David Beckham'a para cezası falan kesmek oldukça eğlenceli tabii, ama "Nerede o eski oyunlar ve oyuncular, nerede benim misketlerim?" gibi duygusal sorular sorarak yazıya geçme hakkımızı da saklı tutmak istiyor ve işte hakkımızı kullanıyoruz.
Neydi o günler değil mi? Misketler, istop, yakan top, uçan top falan filan. İyi eğleniyormuşuz o zamanlar gerçekten de. Kaderde bu oyunlara kısa birer bakış atmak ve neymiş ne değillermiş hatırlamak da varmış. Sonra da çocukluğu geride bıraktığımız bu yaşımızda oynayabileceğimiz en eğlenceli oyunlardan biri olan Tabu hakkında birkaç kelime etmek lazım.Misket
Gelmiş geçmiş en paşa mahalle oyunlarından biridir misket. Kuyu kazılarak oynananı, dizerek nişan alınanı derken bir ton çeşidi ortaya çıkmış ve hepsi zevkle oynanmıştır. İyi bir misket oyunu için hırs küpü olmaya müsait üç kişi gerekir. Söz konusu hırs küpleri, yanlarında getirdikleri misketleri (misketleri cebe koyup şakırdata şakırdata yürümek çok modaydı eskiden) mümkünse düz bir alana dizerek üçünün de makul bulduğu bir uzaklıktan hedefe atış yaparlar. Dediğimiz gibi, farklı türleri olsa da gelmiş geçmiş en şahane misket oyunu budur bizce.
Oyunun protokolü de bir ayrıdır tabii; başlamadan önce oyuncular kaçar tane misket dizeceklerini konuşur. Söz konusu misket sayısı her potta değişme şansına sahiptir. Misketler yan yana dizildikten sonra oyunculardan biri biraz kaba bir şekilde başı söylemesi için zorlanır.
Arkadaşlarının kaba hitaplarının muhatabı olan "baş sorumlusu" başı söyledikten sonra oyun başlar. Baş demek misketlerin toplanacağı taraf demektir, yani baş sağ taraf ise oyuncu vurduğu misketin solundaki her şeyi toplayıp cebinde şakırdatma hakkına sahip demektir. Bu oyundaki en güzel şey başı değil de baş altını vurmaktır. Baş altını vuran oyuncu, bir misket dışında yerdeki her şeyi alır ve rakiplerinin son misket için çekişmesini zevkle izleyebilir.
Gerçi misket fenomeni bununla da sınırlı değildir. Bu oyunun kendine ait bir jargonu vardır. Baş ve baş altı bu jargonun küçük örnekleri olsa da söz konusu jargonun derinliği misket isimlerine bakıldığında daha iyi anlaşılabilir.
Bu oyunda, oyuncular, hedef misketlere normalden daha büyük olan bir misketle atış yaparlar. Büyük olan misketin adı yörelere göre değişik isimler alır. İstanbul içi genel kullanımı "Gaflik" iken, aynı miskete Ankara ve civarında "Balyoz" denildiği saptanmıştır.
Kısacası kendi kültürünü oluşturmuş bir oyundur bu, fırsat buldukça oynanmalıdır.
İstop
Ünlü sokak oyunlarından bir başkası da istoptur. Misketin aksine kızlı-erkekli gruplar halinde oynandığında çok daha zevkli olan bu oyunun kuralları görülmemiş bir basitliğe sahiptir. Yine de hemen her iyi oyun gibi istopun kurallarının da nasıl oluşturulduğunu anlamak, oyunun nasıl doğmuş olabileceğini tahmin etmek biraz güçtür.
İstopta her şey renkli ve plastik bir topun havaya atılmasıyla başlar. Oyunu başlatan oyuncu bütün gücüyle topu havaya attıktan sonra, sinsi sinsi gülümseyerek topun o anda olduğu konuma en uzak oyuncunun ismini söyler. İsmi söylenen oyuncunun görevi, ne yapıp edip topu (mümkünse yere düşmeden önce) yakalamaktır. Bu yakalama işlemi sırasında diğer oyuncular ismi söylenen ve o anda koşmakta olan zavallıdan uzağa kaçmakla meşgullerdir. Top yakalandığında ve ebe "İSTOOOP" diye bağırdığında bütün oyuncular oldukları yerde durmakla yükümlüdür. Topu elinde tutan şahsın bu noktadaki görevi diğer oyunculardan birini topla vurmaktır. Vurulan oyuncu oyundan çıkar ve her şeye baştan başlanır. Atılan top isabet kaydedemezse oyundan çıkan biraz önce "koşan zavallı" olarak betimlediğimiz ebe olur. İstoptaki bir başka seçenek de ebenin bir oyuncuyu vurmak amaçlı bir atış yapması, fakat hedef olan oyuncunun topu tutmasıyla ortaya çıkar. Bu durumda topu tutan oyuncu ebeyi vurabilir ve oyuna kaldığı yerden devam eder.
Yakan Top
Bir başka sokak oyunu da yakan toptur. Bu oyun hız, isabet ve esneklik ister. Kızlı-erkekli gruplarla oynandığında ve gruplar adaletli bir şekilde yapıldığında dünyanın en zevkli oyunlarından biri haline gelir. Oyuncular yakan top oynarken iki gruba ayrılır. İlk grup 6 - 7 metrelik bir alana karşılıklı olarak yerleşir, diğer grubun amacı ise ilk grubun ortasında çılgınlar gibi oradan oraya koşmak ve vurulmamaktır. Birinci gruba X, diğerine Y dersek durum şöyledir:
Topla oynayan ekip, yani X, değişik stratejiler kullanarak Y'yi vurmak ve oyun dışına çıkarmak ister. Y'nin amacı ise vurulmamak ya da kendilerine atılan topu yakalamaktır. Y ekibinden biri topu yakaladığında "can alır", bunun anlamı, o oyuncunun vurulsa bile oyundan çıkmayacağıdır (Aldığı can kadar vurulma hakkı vardır). "Can alma" meselesi yüzünden yakan topun en favori atışı basketbolda "bounce pas" olarak anılandır.
X grubu bütün Y'leri oyun dışında bıraktığında roller değişir ve X Y'nin, Y X'in yerine geçer (Burası oyunun felsefi tarafı arkadaşlar).
Tabu
Şu geçkin yaşımızda sokağa çıkıp misket oynamaya çalışsak herkes çok garip bakar bize. Aynı durum istop ve yakan top için de geçerli olabilir. Bu oyunları oynarken yaşadığımız heyecan ve sevincin bir benzerini yaşatan Tabu'yu ise kimse garip bulmaz herhalde. Gerçi garip bulmamalarının nedeni garip olmaması değil (sürekli kahkaha atan bir grup genç biraz dikkat çeker haliyle) daha çok oyunu izleyecek kimsenin civarda olmamasıdır.
İdeal Tabu ekibi en az 4 kişiden oluşur. Ekiptekiler birbirlerini iyi tanımalı ve leb demeden leblebiyi çıkarabilecek insanlar olmalıdır. Yakından tanınmayan insanlarla oynanan tabu sossuz dondurmaya ya da tembel olmayan pandaya benzer, kısacası eksik olmaya mahkumdur.
Tabu oynamak için illa ki gidip söz konusu oyunu almaya gerek yoktur. Gruplar kafa kafaya vererek bir kelime ve yasaklı kelimeler listesi çıkararak bu oyunun düşük maliyetli halini oynayabilir. Böyle yapıldığında oyun daha da zevkli hale gelir, ne de olsa insan arkadaşlarının neyi hangi kelimelerle anlatacağını bilir ve ona göre önlemler alabilir. Bir kelimeyi anlatırken kilitlenen oyuncular ve bu durumun yarattığı kahkaha krizi Tabu'nun şanındandır. Ayrıca bu oyun ne kadar kalabalık oynanırsa o kadar güzelleşir.
| Yorumlar |
|